YAZ TATİLİM-2018

ÇUBUCAK ORMAN KAMPI/MARMARİS

 

Yaşasın tatile gidiyoruz! Bugün yaz tatilinin üçüncü günü ve biz tatile gidiyoruz. Hedefimiz Marmaris Çubucak orman kampı. Ben hemen çantamı hazırladım. Sonra herkes hazırlanıp çıktık.

Arabaya binip yola koyulduk. Bir saat sürdü ama olsun. Sonunda gelmiştik. Denizin kokusu burnuma gelmeye başlamıştı. Denizin, kokusu HARİKAYDI. Hemen anneme: Anne biz ne zaman denize gireceğiz? Annem ise: Önce yerleşelim, sonra denize girmek için hazırlanalım ondan sonra gireriz dedi.

Ben çok ama çok heyecanlanmıştım. Bir an önce denize girmek istiyordum. İyice yerleşip, DENİZE GİRDİK. Halamlar da gelmişti. Halam dayanamayıp çadıra girdi. Deniz için hazırlandı. Ondan sonra da yanımıza geldi. Birlikte yüzdük ve çok eğlendik. Hemen akşam olmuştu. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştım bile. Babam akşam yemeğine mangal yapmıştı ve biz de onu yedik. Sonra ben, annem ve babam bizim çadırımıza gittik. Niye mi abim gelmedi? Çünkü bizim çadırda yer kalmamıştı.

Bizim planımızı merak ediyor musunuz? Evet, mi o zaman söylüyorum! Biz bizim çadırı sadece yatmak için kullanıyoruz.  Yatma dışında bütün günümüzü ise halamların çadırında geçiriyoruz. Aslında halamların çadır da demeyelim. Çünkü onların arabasının bagajı çok büyük olduğu için eşyaların ÇOĞUNLUĞU onların bagajındaydı. Bu yüzden onlar çadırlarını GETİREMEDİLER. Getiremedikleri için de şirketin çadırını ödünç aldılar. Onu kullanıyorlar. Şirketin çadırı çok büyük olduğu için abim bize sığamasa da, halamların kullandığı çadırda uyuyor. Abim büyük yerleri çok sevdiği için o çadırı çok sevdi.

Neyse biz biraz uyuduktan sonra sabah oldu. Ben erkenden kalkıp, annemi ve babamı kaldırdım. Annem ve babam kalktıktan sonra lavaboya gittik, elimizi yüzümüzü yıkadık. Elimizi ve yüzümüzü yıkadıktan sonra halamların oraya gittik. Halamlar uyansa da abim hala UYANMAMIŞ! Hemen yanına gelip, onu sakince uyandırdım, hemen uyandı. Neyse sonra abim de lavaboya gidip, elini yüzünü yıkadı. Abim elini yüzünü yıkadıktan sonra, yanımıza geldi. Birlikte kahvaltı ettik. Kahvaltı çok güzeldi. Halamın ellerine sağlık.

Kahvaltı ettikten sonra abim, ben ve Mestan abim deniz girdik. Mestan abim mi kim? O halamın oğlu. Neyse denize girdikten sonra, üçümüz de denize daldık. Denizin içinde bir sürü BALIK VARDI. Ben onlardan birini çok ama çok zor tutmuştum. Ondan sonra abime, Mestan abime gösterdim. Mestan abim ve abim neredeyse şoka giriyorlardı. Allahtan girmediler. En sonunda nasıl yakaladın dediler. Ben de onlara dedim ki: Kendinize güvenin ondan sonra oluyor. Dedim.

E tabii ki onlar dayanamayıp, kendilerine < Yapabilirim > dediler ama bir balık bile tutamadılar. Bu çok garipti. Onların yüzünü görmeliydiniz, yüzleri acayip komikti. Denizin içinde beni KOVALADILAR. Kolluksuz olsam bile paletimle çok hızlı yüzüyordum. Beni hiç tutamadılar. Yüze yüze akşam olmuştu. Denizden çıkıp, duş almaya gittik. Bütün duş alma yerlerinin kapılarında

Şu yazıyordu. < Sular 12.00’dan itibaren soğuk olacaktır > Yazıyordu. Ben ne yapacağım şimdi? Aman canım ne olabilir ki? Böyle desem bile, hala da su çok mu soğuk diye merak ediyordum. Sonra kendime güvenip, suyu açtım. Suyun altına girip kapıyı kapattım. Duşumu aldıktan sonra abime ve Mestan abime seslendim. İkisi de çıkmış, öyle dediler. Hemen üşümemek için havluya sarıldım ve çıktım. Beraber halamların oraya gittik.

Çadıra girdik. Çadırın içinde şeffaf bir örtü var. O örtüler yukarıdan asılı. İşte asılı olduğu için minik minik odalar ortaya çıkıyor. Biz de o odalara girip, hazırlanıyoruz. Neyse hazırlandıktan sonra, anneme <Anne yemek ne zaman hazır olacak? >

Annem <birazdan yeriz> dedi. Arkamı döndüğümde Mestan abim TABLETLE OYNUYORDU. Hemen yanına koşup şunu dedim. <Böyle güzel manzaralı, güzel bir yerde niye tablete bakıyorsun?> .

Mestan abim, doğru söylüyorsun deyip tableti bıraktı. İkimiz beraber denize bakarken, abim yanımıza geldi ve ne yapıyorsunuz dedi. Ben de <denizin şırıltısını dinleyerek, denizi izliyoruz> dedim. Sonra abim hemen yanımıza oturup, bize katıldı. Ben abimin omuzuna yaslanıp seyrettim. Yıldızlar HARİKA GÖRÜNÜYORDU. Biraz izledikten sonra yemek hazırdı. Yemekte bu sefer KÖFTE vardı.

Köftenin tadı HARİKAYDI. Babamın ve annemin ellerine sağlık. Yemeği yedikten sonra annem, babam, halam ve halamın eşi, kahve içtiler. Onlar kahvelerini içerken ben çadırın önünden kalkıp, hamağın üstüne atladım. Yıldızları öyle izledim. Çok keyifliydi. Annemler kahvelerini içtikten, sonra tek sıra haline girip, şezlonglara yürüdük. Şezlonglara ulaşınca, tek sırayı bozduk. Her birimiz birer şezlonga yattık.

O şekilde yıldızları izledik. Biraz izledikten sonra kalktık. Uyumaya gittik. Ben yatağa atladığım gibi UYUDUM. Sonra sabah oldu ve uyandım. Ben, annem ve babam o sabah erkenden uyanmıştık. Beraber lavaboya gittik, elimizi yüzümüzü yıkadık. Elimizi yüzümüzü yıkadık, sonra çadırımıza gittik. Ben çadırımızdan en değerli oyuncak köpeğimi (Köpüş’ü) aldım. Sonra halamların oraya gittik. Halamlara gidince, halamlar kahvaltıyı DAHA YENİ YAPIYORLARDI. Ben hemen halamın yanına koşup,

< Hala yardım edeyim mi?> Diye sordum.

Halam <Olur, çok sevinirim.> Dedi.

Ben de hemen yardım etmeye başladım. <BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR> sözü gerçekleşmişti. Yani halamla ikimiz yaptığımız için çok hızlı yapmıştık. Sonunda yemek HAZIRDI. Ben yemeğimi yedikten sonra deniz için hazırlandım ve denize gittim. İlk önce denizin suyuna alışmak için, ayağımı soktum. HEMEN SUYA ALIŞTIM. Alıştığım için, denize atladım denize atladığımda <cıllop> diye bir ses geldi. Çok komikti, bence az önce siz de duydunuz. Aman neyse, biraz yüzdükten sonra, çıktım. Çıkınca çok soğuk olmuştu, denize girmeden önce neden kendime bir havlu ayarlamamıştım ki? Ama üşüsem de dayanmıştım. Yürüye yürüye çadırın içine geldim. Deniz eşyalarımı çıkarıp, normal kıyafetlerimi giydim. Yemeğe gittim. Bu sefer sucuklu ekmek vardı. Onun da tadı harikaydı. Çok güzel diye diye yedim. Yemekten sonra hamağa gidip, uyuya kaldım. Ben uyurken annemler çay içiyordu. O sırada ben uyuyordum. Bizim çadıra giderken annemler beni uyandırdılar. Birlikte çadıra gidip, uyuduk. Sabah üçümüz kalkıp, lavaboya gittik elimizi yüzümüzü yıkadık. Halamların yanına gittik ve onların, hala uyanmadığını gördük. Herkes birini kaldırdı. Ben ise abimi. Hemen kalktılar. Biz de yemeğimizi hazırlayıp, yemeğimizi yedik. Yemek çok güzeldi. Halamla anneme eline sağlık deyip, halamların çadıra girdim. Hemen mayomu giyinip, denize girdim. Çok eğlendim. Mestan abimle ve abimle su savaşı yaptık. Çok eğlenceli geçti. Daha sonra duş alma yerine girip, duşumuzu aldık. Daha, daha sonra havlumuza sarılıp, halamların çadıra gittik. Teker teker giyindik.

İlk ben giyindim. Sonra Mestan abim ondan sonra da abim giyindi. Daha sonra halamın hazırladığı yemekleri tabakları koyup, dizmişler. Biz de onları yedik. Yemek yedikten sonra annemler kahve içti. Ben ise hamağa yattım. Hamaktayken çok üzülmüştüm. Çünkü yarın gidiyorduk. Ama olsun, nasıl olsa orada baya bir vakit geçirdim. Neyse, ondan sonra denize bakarken uyuya kalmışım. Annemler beni kucaklayıp, çadıra götürmüşler. Onu sabah olunca anladım. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Sabah oldu uyandım. Lavaboya gidip, elimi yüzümü yıkadım. Halamların oraya gittim. Yemeğimizi yedik. Ben denize girmek istedim ama izin vermediler. Neden dedim?

Annem de < Çünkü birazdan gideceğiz. >, ama kenarda otur dedi. Tamam dedim ve gittim.

Annemler hazırlığı yapınca da arabaya bindim. Biraz ağladım. Çünkü güzelim denizden ayrılmıştım. Sonra gittik. İşte bu hikayem de bu kadardı diğer hikayemde görüşürüz

Geleceğe GÖNDERiler

Geleceğin, kişilerin hayalleriyle ve yaptıklarıyla şekilleneceğinin farkındayız. Herhangi bir şeyi daha iyiye götüreceğine inandığınız bir düşünceniz mi var? Herhangi bir konuda yeni bir fikriniz mi var? “Buldum” dediğiniz bir şey mi icat ettiniz? Heyecanınızı yürekten paylaşıyoruz. “Geleceğe GÖNDERi”lerinizi bizimle paylaşın, destek olalım! Lütfen görüş ve önerilerinizi gonder.carfu@gmail.com eposta adresi ile bizimle paylaşın. Köşe Yazıları bölümünde yazı […]